Bir olayın yaşanmış olması yaşamı ne kadar gerçekçi kılar
270 - Yazının toplam okunma sayısı 0 - Yazının bugün için okunma sayısı 03 September 2010 - Yazının son okunma tarihi
“Nail, Nil, TGG, Aynur, Aliş, Sevgi, Pelin ve Cenk, yaşları 18 ile 25 arasında değişen genç bir arkadaş grubudur. Günlük hayatın akışı içinde huzurlu ve neşeli bir hayat sürmektedir. Her birinin kendilerine ait sıkıntıları ve çözmek zorunda olduğu problemler olsa da gençliğin getirdiği umutla hayata sımsıkı bağlıdırlar. Kimi evlilik, kimi mezuniyet, kimi düzenli bir hayata adım atma hayalleri içinde olan bu gençler, birden bire hayatlarının tam ortasına giren nedensiz şiddetle büyük bir yıkım yaşarlar. Bir gece yarısı, arkadaşlarının işlettiği barda son biralarını içip eve dönecekken içeri giren beş kişilik bir grup tarafından silahla alıkonulurlar.” Barda-2006
Üçüncü Sayfa Yaşam
Medyada 1990′ların sonundan itibaren önümüze çıkan “üçüncü sayfa” haberlerini bilirsiniz. İnsanların uyguladığı nedenli veya nedensiz hırsın, öfkenin, cinayetin temel alındığı haberlerin birçoğu “cinnet” temellendirmesinde “şiddet”i işlerken, bu haberlerde değişen tek şey kişiler ve mekanlar olmuştur.
Yönetmen Serdar Akar’da bu temel üzerinden Barda filmini çektiğini çeşitli röportajlarında belirtmiş. “Suçun, cezanın ve adaletin filmi… Temel olarak adalet kavramını sorgulayacağız(1)”, “…Filmin düşünülmeye başlandığı tarih 2003. Yalnız şöyle bir şey oldu; filmin meselesi o zaman yeni yeni ortaya çıkıyordu. Yani ülkemize ait olmayan, yabancı uyrukluluk kokan bir çeşit şiddet anlayışı(2)”, “Türkiye sebepsiz şiddetle yakın zamanda tanıştı. Bir genç, bayram günü evinden çıktı, önüne gelen bakkalları sebepsiz yere, zevk için öldürdü. Bunlar Türkiye’nin alışık olmadığı şiddet türleri. Bu durum beni tedirgin etti. Bu tür olaylar bir arada yaşamamızı sağlayan, bizi insan yapan beşeri hukukun sonu olabilir(3)”.
Neden’in Nedensiz Şiddeti
Yönetmen Serdar Akar “nedensiz şiddet”e odaklanmaya iten süreci 2003 olarak belirtse de, 1995 yılından itibaren bu noktaya odaklaştığını kimi röportajlarında ayrıntılandırmış. “Barda’nın öyküsünü yazarken yaşanmış bir hikayeden esinlendim(4)”, “10 yıl önce Ankara’nın göbeğinde 5-6 kişi komşularının kapısını kırarak içeri girdi ve içerideki kız ve erkeklere tecavüz ettikten sonra saatlerce işkence yaptı. Bu “Türkiye’de bir şeyler olmaya başladı” dediğim olaydır. Bu olaydan esinlendim ama farklı bir senaryo yazarak kurguladım(3)”
17 Saat
Yönetmenin bahsettiği olay 1997 yılında olan, o zamana kadar medyada yazılan en vahşi “nedensiz şiddet”. Hürriyet Gazetesi(5), Barda filminin yayınlanma sürecinde bu olayı yaşayan Tunç Ender Yakar’la bir röportajı yayınlayarak güncelleştirdi. Röportajı okuduğunuzda(6) yaşananların filmde anlatılanların yanında hiçbir şey olmadığını görüyorsunuz. Olayı yaşayanlar, Ankara’nın göbeğinde, elektrikten, vücutlarının bıçakla doğranmasına, tecavüzden, sopayla dövmeye kadar her türlü işkence maruz kalmışlar, bu 17 saat içinde. Kaçmayı başaran bir kişi sokakta yakalandıktan sonra, üstü başı kan içinde olmasına rağmen ve o kadar kişinin gözü önünde yeniden eve getirilmesine rağmen kimse elini bile kıpırdatmamıştı, içkiler bitince içlerinden birini içki alması için bakkala gönderdiklerinde, bakkala “polise haber verin bizi öldürecekler” demesine rağmen bakkalın içkiyi verip “başımı belaya sokamam” deyip hiçbir bir şey yapmaması da bu rezaletin başka bir parçası. En sonunda kendisinin ve diğer arkadaşlarının ölmesini göze olan ve kaçıp polise giden birinin hamlesi ve eve polis baskınıyla biten “nedensiz şiddet”.
Olay bunlarla da bitmiyor. Mahkeme günü yolu bir mafya babası tarafından kesiliyor. Arabaya bindiriliyor. Telefon açık olmasına rağmen soruyor, “ölsün dersen hepsi ölecek” diyor. İçlerinden birinin kendisine iyi davrandığından bahsediyor ama “ölmeleri için bir şey diyemem” diyor. İniyor arabadan. Sonradan “iyi kişi” hariç hepsi tecavüze uğruyor hapishanede. Bir iki yıl sonra da “Rahşan Affı”yla da çıkıyorlar hapishaneden.
Nedensiz Şiddet Değil; Yabancılaşma
Yönetmen Serdar Akar’ın “nedensiz şiddet” olarak tanımlandırdığı, aslında yabancılaşma ve çürüme ile açıklanması gereken olgular.
Yaşamda her şeyin bir alıcısı ve satıcısının olduğu, insanlar arası ilişkilerin, eşyalar arası ilişkiye dönüştüğü bir topluma dönüşmenin sonucudur bu durum. Öyle ki; para ilişkisi, meta ilişkisi, insanlar arasındaki sıcak, duygusal, düşünsel, yüz yüze, üretken ilişkileri ortadan kaldırarak egemenliğini pekiştirir hiç durmadan. Yaşamda her şey, alım satım sözleşmesine dönüşür. Sevildiğin kadar seversin, arkadaşlığın kadar arkadaşsındır. Marx’ın deyimiyle; “herkes karşılıklı olarak ötekini bir araç olarak kullanır”.
Yabancılaşma derinleştikçe, bireysel ve toplumsal çürümeyi beraberinde getirir. Paranın yaşam biçimi haline geldiği, paradan, güçten ayrı kalmanın da, birlikte olmanın da çürümeyi pekiştirdiği bir süreçtir bu. Bir yandan elde edemedikleri için zihinde oluşan karmaşa, diğer yandan elde edebilecekleri için her yolun mubahlaştığı bir tercih hattı. Kaçınılmaz bir şekilde bu ruh hali başarısızlık derinleştikte, başarmış insanlara karşı bir hırs, başaramamanın getirdiği eziklik ve öfkenin doğmasına yol açmaktadır. Çürüme ve yabancılaşma ne kadar derinleşmişse, yaratacağı veya yarattığı darbe de o kadar derin olacaktır.
Cevaplanması Gereken Bir Soru
Bir olayın yaşamda gerçekleşmiş olması yaşamı ne kadar gerçekçi kılar. Yabancılaşma ve çürümenin yaşamın her alanına nüfus ettiği bir ortamda, yaşam ne kadar gerçekçi olabilir ki. Yaşananlara bakarak bir sonuç çıkarabiliriz. Ama doğru bir sonuç çıkarsaydık zamanında, zaten yaşananlar farklı olacaktı
Sonuç
Barda filmini seyredin. Sinemalardan kalkmış olmasının hiçbir önemi yok. Yabancılaşma ve çürümeyi bu kadar derin anlatan ilk film olduğu için, bulun ve seyredin. Seyrederken yabancılaşma ve çürümenin önlem alınmazsa eğer nerelere kadar gideceği ve benzer örnekleri her geçen gün artırarak devam edeceği gerçeğini bilerek seyredin. Filmi ürküntüyle seyretseniz bile, şunu bilerek seyredin. “Daha kötüsü oldu, oluyor, olacak”
KAYNAKLAR:
(1) Radikal Gazetesi 17/06/2006
(2) Zaman Gazetesi 18/03/2007
(3) Hürriyet Gazetesi Pazar Eki 28/01/2007
(4) Akşam Gazetesi 06/01/2007
(5) Hürriyet Gazetesi 28/01/2007
(6) http://www.hurriyet.com.tr/pazar/5850513.asp?gid=59
Yorum Yapın